BsYaRisMaSi.Tr.Gg
   
  !!! CÜNEYT ARKIN !!! Fahrettin Cüreklibatur !!!
  Bolum 3
 
(Bölüm 3) İlk defa gurbete çıkıyorum

Hayatımda İstanbul' a gelmemişim.

İlk defa gurbete çıkıyorum. İstanbul'a gelişim, tıpkı ilk filmim Gurbet Kuşları 'ndaki gibidir. Haydarpaşa’ya geldim, valiz, yatak ve yorganımla. Sirkeciye geçtim. O gece otel de kaldım. Ertesi gün imtihana gireceğim.

Ders çalışıyorum. Bir ara kapı açılıyor ve bir adam geliyor. Biraz sonra biri daha, az sonra biri daha. Odada dört yatak var. Biz de dört kişiyiz. Hiç tanımadığım, bilmediğim üç adam. Gece yarısı biri "ışığı kapa" diyor. "Ağabey, ders çalışıyorum" diyecek oluyorum, bir başkası kalkıp düğmeyi çeviriyor. Zifiri karanlıkta yolumu bulup aşağıya iniyorum. Elime bir mum tutuşturuyorlar. Mumun ışığında ders çalışırken kendi kendime yemin ediyorum: Doktor olunca hastanenin ışıklarını hiç söndürmeyeceğim.

Sabah imtihana girdim. Sonra neticeleri aldık. Üçüncüydüm kazananlar arasında. sıkıntılı şartlarda müthiş bir mücadele veriyorduk iyi öğrenci olmak için.

Altı kişi bir araya gelip Akdeniz Caddesindeki 74 numaralı apartmanda bir kat tutuyoruz. Çocukların dördü Yüksek Ticaret'te, biri de Dişçilik' te okuyor. Adam başına 45 lira düşüyor. Bir süre sonra kiraya zam yapılınca ev kiramız 70 lira oluyor. Derslere sarılıyorum, boş vakitlerimde hep "Nasıl geçineceğim?" sorusuna cevap aramakla geçiriyorum.

Eğlence ve içki yoktu hayatımızda. Devamlı çalışıyor ve o dönemde çıkan Varlık dergisini alıyorduk. Kendi paramızIa Erek diye bir dergi çıkardık. Cemal Süreya, Erdal Öz, Muzaffer Buyrukçu, Kemal Özer'le tanıştık. Ben hikayeler ve şiirler yazmaya başladım. Vatan gazetesinde sayfa hazırlardık. Aramızda bir zengin çocuğu vardı. Meyve alır ve bizden gizli gizli yer, kabuklarını yatağın altına atardı. Ayın on beşi dedi mi paramız biterdi. Sarayburnu'na gider zoka atardık. Her gün birimiz gider palamut tutar gelirdik.

1963 yılında Artist mecmuasının sinema artisti yarışmasında birinciliği kazanıp da sinemaya ilk adımı atınca, ilk olarak babamdan aldım lanetleyici mektupları. Arkasından arkadaşlarımın bitmeyen tükenmeyen kıncı latifeleri geldi: "Yahu Fahrettin başka işin yok muydu da artist oldun. Senden de artist olur mu?" diyerek beni her fırsatta iğnelerler, kahrederlerdi.

Diğer arkadaşların okulları bitti. Ben Balo sokağında bir bodrum katına taşındım. Rutubet içinde, insanların ayaklarını görebildiğim bir pencere, o kadar. Ancak bu dönem benim için en verimli zamanlar oldu. Çok güzel hikayeler yazdım. Sonra Bülent Ecevit'in de yazdığı Pazar Postası çıktı. Hem siyasi, hem edebi ve fikri bir dergiydi. Genellikle hemşirelerin yaptığı bir iş vardır: Hasta beklemek. Para kazanmak için o işi yapıyordum. Bir gün Aksaray tarafındaki bir eve gittim. Yemek vakti geldi, beni de çağırdılar. Gittim. Ev halkı sofraya oturmuştu. Biri beni alıp mutfağa götürdü. Birden olduğum yerde sallandım. Benim yemeğim mutfaktaydı, orada yiyecektim. Düşünün o sırada doktor olmak üzereydim. Gençtim, tecrübesizdim ve tepeden tırnağa da gurur doluydum.
 
  Bugün 5 ziyaretçi (8 klik) kişi burdaydı!
css tasarim merkez

 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=